“Kapatılması düşünülenler dahil tüm fabrikaların işletilmesine talibiz”

0
556
Kapatilmasi-dusunulenler-dahil-tum-fabrikalarin-isletilmesine-talibiz

Şeker fabrikalarının özellşeştirmesinde arsayla işimiz yok diyen Taşpınar, şeker fabrikalarını bize verin işletelim dedi.

ANKARA – Türkiye’de şeker sektörünün özelleştirilmesinde, fabrikaların yaşatılması gerektiğini belirten PANKOBİRLİK Genel Müdürü Taner Taşpınar, 4-5 fabrikanın bir araya gelmesiyle oluşturulan portföy halinde satış yönteminin fabrikaların kapanması anlamına geleceğini söyledi. Tüm şeker fabrikalarının arsaları ile ayrıştırılarak satılmasının daha rasyonel bir yöntem olacağının altını çizen Taşpınar, PANKOBİRLİK ve ŞEKER-İŞ sendikasının fabrikaların tamamının işletmesine talip olduğunu bildirdi. Tohumda ithalat yasağının kaldırılmasının Türk tohumculuğuna büyük zarar verdiğini ifade eden Taşpınar, bu kararda bazı büyükelçilerin yaptığı baskıların etkili olduğunu söyledi. Ayçiçeğinde destekleme yönteminin yerli üreticilerin aleyhine işlediğini vurgulayan Taner Taşpınar, ithal fiyatı ne olursa olsun vergilendirmenin 800 dolarlık referans fiyattan yapılması halinde, kısmen de olsa sorunun giderilebileceğini vurguladı.

-Ayçiçeği’nde fiyat bazlı büyük sıkıntı yaşandığını gözlemliyoruz. PANKOBİRLİK olarak ayçiçeği meselesinin neresindesiniz?

Ayçiçeği konusunda özel araştırmalar yapıyoruz. Konya Şeker’in yağ fabrikası kurması ve ayçiçeğine ciddi fiyat vermesi, rekoltede büyük etki yarattı. Çiftçiler dekar başına ortalama 380 kg verim alıyor ve yağ oranına göre yüzde 1 prim veriyoruz.

Bu seneki fiyatlara baktığınızda ithalatın, iç piyasadaki fiyatı düşürdüğünü görüyoruz. Ayçiçeğinde maliyetler yüksek. Çukurova 950 liradan ayçiçeğini sattı. Böyle giderse gelecek yıl ayçiçeği ekecek insan bulamayabilirsiniz. Tohum fiyatları ucuzlattık ve ekim alanında yüzde 20 oranında artış var. 800 bin ton civarında rekolte bekleniyor. Yağ açığımız olmasına rağmen, ayçiçeğine düşük fiyat verilmesi sıkıntı yaratıyor. Ayrıca vatandaş Kırşehir bölgesinde aspir için sözleşme yapmış, çiftçiye ‘aspirini 700 liradan alacağım’ demiş, ancak ayçiçeği fiyatı 900 liraya düşünce aspiri almaktan vaz geçiyor. Çünkü aspirdeki yağ oranı yüzde 26-28 ayçiçeğinde yüzde 40-44 civarında. Alıcı aspirle uğraşmıyor. Aspir eken vatandaşa da olumsuz yansıyor. Gelecek seneki ekimi yönlendirmek açısından ayçiçeğine verilecek fiyat çok önemli.

-Bu durum yağ sanayicisinin işine geliyor…

Yağ sanayicisi için hammaddenin ithal veya içeriden olması fark etmiyor. ‘Hammaddeyi 350 dolara alıp getirip işlerim’ diyor. 450-500 bini İç Anadolu’da olmak üzere 1 milyon 624 bin ortağımız var. Bu kadar çiftçiyi yok saymış oluyorsun. Kooperatifler olarak vatandaşın ürününü alarak piyasayı regüle ediyoruz. Bin 200 lira dediğimiz zaman fiyat oluşacak. Sonuçta bir işletme ve piyasada 900 lira fiyat varken, yüksek fiyattan almak da mümkün değil.

-Bundan sonra ne yapılabilir?

Ayçiçeğinde destekleme fiyatının yükseltilmesi ve Ekonomi Bakanlığı’nın referans fiyat uygulamasını 800 dolara çıkarması öneriyoruz. İthalat hangi fiyattan yapılırsa yapılsın, vergisi referans fiyat üzerinden yapılırsa vatandaş biraz rahatlar. Bu bile maliyetleri zor kurtarır ama hiç değilse gelecek sene de ekim yapılır. Türkiye’deki yağ açığı da bir şekilde kapatılmış olur. Mısırda da dışa bağımlılık vardı destekleme yoluyla bu dışa bağımlılık azaldı. Her tarafa mısır ekilmeye başlandı.

-Konya’da kurulan yağ fabrikasında neler yapılıyor?

Çevre kooperatiflerde sözleşmeli ekim yapıp aldığımız ayçiçeğini Konya Şeker’e vermeyi planlıyoruz. Tokat, Yozgat gibi illerde de ayçiçeği ekimine karşı yöneliş var. Ancak fiyatlar bu şekilde tersine dönerse bir daha ekecek insan bulamazsınız.
Referans fiyat 750-800 dolar arasında kalırsa vatandaş umduğunu bulur bu işten. Başka bir önerimiz birebir yani ithalat yapanların yetiştiriciden ne kadar ürün alıyorsa o kadar ithalat yapmasına izin verilsin. Tarım Bakanlığı ve İthalat Genel Müdürlüğü bir çalışma yapacak. Daha önce çeltikte uygulanan bir model. Mısırda da yapılması düşünülüyor.

-Türkiye’de üretim maliyetlerinin diğer ülkelere göre yüksekliği size göre neyden kaynaklanıyor?

Bizdeki en büyük girdilerden bir tanesi gübre, motorin ve tohum fiyatıdır. Çiftçi dekara ortalama 14 kg gübre atar. Gübre fiyatı bin 150 liranın üzerinde. Motorin fiyatları vatandaş istasyondan ne kadara alıyorsa bunu da o fiyattan alıyor. Yurtdışında gerek motorin, gerekse gübre ve ürünle ilgili çiftçi destekleniyor. Maliyetler çok aşağıda. Bizde öyle değil. ‘Hiç değilse gübrede KDV düşürülsün’ dedik, ‘yapamayız’ dediler. ‘Motorinde özel fiyat uygulaması yapılsın’ dedik o da yapılamadı.

-Türkşeker’e ait fabrikaların özelleştirilmesi gündemde, PANKOBİRLİK olarak konuya nasıl bakıyorsunuz?

Tüm unsurları içeren bir raporu kısa süre içinde çıkarmış olacağız. Fabrikaları portföy halinde özelleştirmek pancar tarımının sürekliliğini bozar. Alpullu, Susurluk, Uşak, Afyon, Burdur bir grupta özelleşecek. Ben bu fabrikaları almaya kalksam Afyon için alırım. Alpullu’da şekerpancarı ekonomik değil, Susurluk’ta fabrikanın kapasitesi yeterli değil. Bunların kotasını kapasitesi yüksek fabrikaya aktararak burayı çalıştırırım. Kalan 4 fabrikayı da kapatırsın. Türkiye geneline sadece 6-7 fabrika kalır.

Pancarın katma değeri diğer ürünlere göre 7-8 kat daha fazla. Buraları kapattığınızda oradaki insanlar geçim derdine düşecek. Örneğin Malatya fabrikası şehrin göbeğinde. Çevresinde daire fiyatları 300-500 bin TL arasında değişiyor. Biz de ÖİB’e arsalar portföy dışına çıksın, parselleyip satın. Fabrikanın kotası ve işletmesi dursun. Bu şekilde talip olanlar da olmayanlar da belli olsun dedik. Fabrikanın işletme sahası 100 dekarsa kalsın, geri kalanı da parselleyip satın. Zaman içinde zaten fabrikalar belli işletmeden sonra değişik yerlere taşınır. Böyle özelleştirme pancarın geleceğini bozar.

-Yeni Şeker Kanunu’nda öngörülen düzenlemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şeker Kanunun’da her şey pancarın aleyhine gelişiyor. Doğaya verdiği oksijenden dolayı 7-8 kat daha fazla denge sağlıyor. Bir de pancarın olduğu yerde münavebeli ekim yapıyoruz. Nevşehir’de sürekli patates ve ayçiçeği ekilen yerde toprak hastalanıyor.
Türkşeker’de fabrikaların çoğu eski değil. Uşak fabrikasında makine ekipmanlar yenileniyor. Uşak, Türkiye’nin şeker oranı en yüksek bölgelerinden. Vatandaş yüzde 16 polara göre parasını alır, bunun üzerinde her derece için ayrı prim alır. Öyle bölgeler var ki buğday ve pancardan başka bir şey ekemiyor. Pancarı çekersen vatandaş hepten aç kalır.

-Başka çözüm yolu yok mu?

Yönetim Kurulu Başkanımız ve Konya Şeker Başkanı Recep Konuk’un, pancarı fide olarak yetiştirme önerisi var. Kars gibi iklim şartlarının uygun olduğu dönemde fide olarak ektiğin zaman ekimi bu tarafa getirmiş olacaksın. Gelecekte o fabrikalar özelleşirse buralarda bir şeyler yapmak için düşünülen bir proje. O bölgeye fide getirilecek. İç Anadolu’da fideyi yaptın, götürüp Kars’ta ekim zamanında ekmeye başlayacaksın.

“Yem olarak gelen mısırı gıda fabrikalarında görebilirsiniz”

NBŞ’de artırılan her kota pancardan alıp götürüyor. Bakanlar Kurulu’nun yetkisi arttırıldı, pancar aleyhine bir ortam oluşacak. Avrupa’da NBŞ’lerin oranı yüzde 1 civarında ve menşei soruluyor. GDO’lu olup olmadığını da sorguluyorlar. Bizde sorgulayacak laboratuvar yok. Bize gelecek mısırı sorgulayamayacaksın, yem olarak geleni rahatlıkla fabrikada görebilirsiniz. Pancar kotalı bir ürün olduğu için ektin mi işleteceğin şeker miktarını biliyorsun. Piyasada mısır örneğini vermek gerekirse, ne kadar NBŞ üretildiği net belli değil. Borsa’dan geçerse belli oluyor, ancak hepsi buradan geçmiyor.

Sakıncaları her platformda anlatıyoruz. Başbakan’ın şekerin fiyatının yüksekliğiyle ilgili söyledikleri belli. Bize göre Başbakan’a verilen bilgiler doğru değil. Türkiye şekeri pahalı yemiyor. Avrupa’da 2-3 Euro civarında, bizde 2 lirayı bile bulmuyor.

-Hükümet özelleştirmede kararlı, çıkarılmış kanun var. Siz nasıl bir model öneriyorsunuz?

Biz 25 fabrikanın işletmesinin PANKOBİRLİK’e devredilmesini öneriyoruz. Devletin altın hissesi de olabilir, denetim mekanizmasını yürütür, yönetimde de olabilir. Şu anda kapatılması düşünülen bütün şeker fabrikalarına talibiz. Sadece fabrikaların işletme ve kotalarını istiyoruz. Arsayla işimiz yok. İlgili raporumuzda hepsini önerdik. Sendikanın da bir payı olsun, işçilerle, üreticilerle beraber buraya talibiz. Şekerpancarı sadece şekerden ibaret değil. Küspe hayvancılıkta yüzde 100 katkısı var. Örneğin yaprak, küspe, melas. Melas etanol yapıldıktan sonra kalanı yine yem olarak kullanılıyor. Bacadan çıkan gazı bile değerlendiriyoruz. Seraların ısıtılmasında bu enerjiyi kullanıyoruz. Dekarda 65 ton topraksız domates sağlıyoruz.

-Şekerpancarının ekonomiye olan katkısı konusunda özel bir çalışmanız var mı?

Her sezon sonunda bir çiftçinin ürettiği münavebeye giren ürünlerin maliyetlerini çıkarıyoruz. Şu anda Türkşeker melası yok satıyor. Konya Şeker melası etanol yapımında kullandığı için bir açık kalıyor. Zarar sözkonusu değil. Uşak’ın 190 bin ton kotası var, net karı 10 milyon liranın aşağısında değil. 170 kişinin çalışması gereken fabrikada kampanya döneminde 500 kişi çalışıyor.

-Asli göreviniz pancar fakat tarımın diğer alanlarında da faal bir durumdasınız…

Kooperatiflerin süt toplamasıyla ilgili bir proje yürütüyoruz. Konya’nın tüm sütünü Konya Şeker alacak diye bir şey yok. Açıkta kalan miktarın başkaları tarafından alınması gerekiyor. Geri kalanlar kooperatifler vasıtasıyla toplanacak. Süt toplanırken, onlara yem vereceğiz. Süt fiyatlarına 1 lira dediğimizde fiyat bu seviyede oturacak hatta üzerine çıkacak. Örneğin sütte yem fiyatlarında anormal fiyatlarla çiftçiye veriyorlar. 30 lira olan yem fiyatı 45 liraya çıkıyor. Süt parasını veren çiftçi bazen yemciye borçlu bile kalıyor. Bu projeyle vatandaş sütün parasını alacak. Yemi 30 liraya alıp 50 liraya satmayacağız.

“Cilalı baklavalar tüketiciyi aldatmasın”

Bir pastaneye gidin cilalı görünen baklavalar vardır. Ne güzel görünüyor dersiniz ama kesinlikle maliyeti düşürmek için tatlandırıcı kullanıyorlar. Soya ile ilgili bir çalışma yapılıyor. Dünyada en fazla GDO soyada kullanılıyor. Sorgumla ilgili bir çalışmamız var. Sorgum dünyada etanol olarak kullanılan en önemli bitkilerden bir tanesi. Tüm tohum üretimini, tohumun işleme, kaplamasına kadar her şeyi biz yapıyoruz. Bu teknoloji Türkiye’de tek bizde var.

“Elçiler baskı yaptı tohum ithalat yasağı kalktı”

Bir süre önce tohum ithalatı yasaklanmıştı arkasında durabilseydi Türk çiftçisi para kazanacak, firmalar Türkiye’de üretim yapmaya devam edecekti. Şimdi ithal tohum getirip sadece satıyorlar. Bu yıl ithalatı serbest bıraktılar. Şekerpancarında tohum sıkıntısı olduğunu söylediler ancak bizim elimizde 2-3 sene yetecek tohum var. İthalatçıların çoğu üretim yapmadığından ithalata bağımlı kaldılar.

Elçiler ve tarım ataşeleri ciddi lobi oluşturup baskı yaptılar. Fiyat çok yükselmedi. Aksine ithal tohumda fiyat daha yüksekti. Biz tohumu üretip, eleyip, ilaçlayıp teslim ediyoruz. Buna gerek yoktu. Türkiye’de tohum üretimi artacak, çiftçi para kazanmış olacaktı. Tohum üretimiyle mamul üretimi bir değil. Tohum üreten daha çok para kazanıyor. Bir tohum firmasının önerdiği fiyattan daha yüksek fiyat veren başka firma oluyor. Vatandaş tarımı daha bilinçli şekilde yapmaya başlıyor.

haberdunya

Bir Cevap Yazın