Kuraklık riski tehlike sinyali veriyor

0
572
Kuraklik-riski-tehlike-sinyali-veriyor

Kuraklık riski tarımsal üretim için tehlikeli düzeye ulaşırken; yağışların mart ve nisan aylarındaki seyri bu yılki rekolte için kritik önemde.

İSTANBUL – Kış aylarına rağmen yüksek seyreden hava sıcaklığı ve yıllık ortalamanın altında kalan yağışlarla baş gösteren kuraklık riski tarımsal üretim için tehlikeli düzeye ulaşırken; yağışların mart ve nisan aylarındaki seyri bu yılki rekolte için kritik önemde.

Hububat, sebze ve meyvede üretim düşüşleri ve buna bağlı fiyat dalgalanmalarının işaretlerinin gelmeye başladığını belirten sektör yetkililerine göre, tarımsal üretimin yanı sıra, hayvancılık ve gıda sanayide de zincirleme sıkıntı yaşanabilir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye genelinde Ekim-Ocak dönemi yağış ortalaması normalin yüzde 27 altında kalarak 222 milimetre oldu. Aynı dönemde yağışlarda en fazla azalma yüzde 38 ile Akdeniz ve İç Anadolu, yüzde 37 ile Doğu Anadolu bölgesinde yaşandı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün kuraklık analizine göre Kasım-Ocak döneminde Marmara, Ege’nin doğusu, İç Anadolu’nun kuzeyi ve doğusu, Batı ve Orta Karadeniz ile Çukurova havzasında şiddetli kuraklık yaşandı.

“Yağış azlığının devam etmesi halinde rekolte düşecek”

Yağış azlığının risk olmasına karşılık henüz rekolte için kritik düzeyde olmadığını söyleyen Ankara Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi İlkay Dellal, mart-nisan aylarında yüksek sıcaklık ve yağış azlığının devam etmesi halinde rekoltenin düşeceğini belirtti.

Dellal, “Ekim-Ocak döneminde Türkiye genelinde ortalama yağışın normallerin yüzde 27 altında. Akdeniz ve İç Anadolu’da bu oran yüzde 38. Bu durum tarımsal üretim açısından elbette bir risk” dedi.

Temel gıda maddesi olan ve geçen yıl tarım alanlarının yaklaşık üçte birine ekilen buğdayın mart ve nisan aylarında gelişim gösterdiğine dikkat çeken Dellal, “Ancak rekolte açısından asıl önemli olanın büyümenin sağlandığı Mart-Nisan ayındaki yağışlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Sektör temsilcilerinin verdiği bilgiye göre kasım ve aralık aylarında yeterli yağışın olmaması, çürüme riski yarattığı gibi, çıkışların zayıf olmasına ya da yer yer kurumalara neden oldu.

Türkiye’nin temel gıda maddelerinden buğday ile hayvancılıkta yem olarak kullanılan tahıllar sonbaharda ekildiği ve büyümesini kış aylarında sürdürdüğü için yağışların azlığından en çok etkilenen ürünler arasında yer alıyor.

“Hububatta yüzde 20 kayıp olabilir, meyvede de rekolte riski var”

“Çok net görülüyor ki, bundan sonra yağış olsun olmasın, geçen seneki rekolteleri tutturamayacağız. Sadece hububatta yüzde 20 ürün kaybı olacağı kesin” diyen Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Başkanı İbrahim Yetkin, başka ürünlerde de rekolte düşüşünün işaretlerinin gelmeye başladığını söyledi.

TÜİK verilerine göre, buğday üretimi geçen yıl yüzde 9.7 artışla 22.1 milyon ton oldu. Tarım Bakanı Mehdi Eker, Ocak başındaki değerlendirmesinde Türkiye’de yıllık iç tüketim ve yem ihtiyacının 18 milyon ton olduğunu belirtmiş ve TMO’nun 4 ile 4.5 milyon ton arasında buğday stoku bulundurduğunu ifade etmişti.

Buğday üretiminin bu yıl 18 milyon ton seviyelerinde kalacak gibi göründüğünü söyleyen Yetkin, “Hububatın yanı sıra, ekin dönemi gelen pamuk, mısır gibi ürünler var. Tehlikeye girebilirler. Havaların sıcak gitmesiyle beraber erken çiçek açarsa meyve üretiminde de azalma yaşanabilir. Patateste, soya ekiminde sıkıntı yaşanabilir. Zeytinde zaten kuraklıktan dolayı ciddi bir rekolte düşüşü söz konusu” diye konuştu.

Dellal da, ilkbaharda sıcaklıkların Şubat’ta yaşanmasının meyve ağaçlarının dona ve ürün kaybına hassasiyetini artıracağını ifade ederek, “Ağaçlar sıcaklıklar nedeniyle erken çiçek açmışlarsa ve akabinde havalar soğur ve don gerçekleşirse, meyve tutumu mümkün olmayacaktır. Bu durumda rekolte riski meyve ağaçlarında da var diyebiliriz” dedi.

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Mikdat Kadıoğlu ise kuraklık riskinin Akdeniz bölgesi için daha güçlü olduğuna dikkat çekti. Akdeniz iklimi görülen Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde temel yağışların alındığı kış aylarında yağış penceresinin daraldığını ifade eden Kadıoğlu, “Korkmamız gereken yerler Akdeniz iklimi olan yerler. Bu bölgeler için yaklaşık bir aylık kış kaldı. Bu bir aylık dönemde mevsim normallerinin üzerinde yağış olması gerekiyor, bu da biraz zor” diye konuştu.

Kadıoğlu, İç ve Doğu Anadolu’nun ise kış ve ilkbaharda yağış aldığını ve yağış alma ihtimalinin olduğunu söyledi.

Fiyat dalgalanmaları gözlenmeye başlandı

Yüksek maliyetler nedeniyle üreticilerin üretimden kaçmasının arz-talep dengesizliğine yol açtığını, buna kuraklığın da eklenmesiyle fiyat dalgalanmalarının başladığını söyleyen TZD Başkanı, Yetkin kuraklığın zincirleme şekilde ekonomide sıkıntılara yol açabileceğine dikkat çekti.

Yetkin, “Saman sorunu olabilir, yem fiyatlarındaki artış tetiklenebilir, kuraklık hayvancılığı da etkileyebilir… Aynı şekilde ürün azalınca gıda sanayisini vurabilir, gıda ürünleri ihracatında da azalma yaşanabilir” diye konuştu.

Kadıoğlu ise bu yıl yağışlardaki azlığın 2014-2015 ekim dönemi için de sorun yaratabileceğine dikkat çekerek, “Meteorolojik kuraklığı geçtik, şimdi hidrolojik kuraklıktayız. Tarımda nasıl bir kuraklık olduğu önümüzdeki aylarda çok daha net anlaşılacak. Özellikle ekim-dikim döneminde toprağın nemi belirleyici olacak” diye konuştu.

TEİAŞ’ta yer alan bilgiye göre, barajlı santrallerdeki su seviyesi ocakta geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52, uzun yıllar ortalamalarına göre ise yüzde 45 düştü. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerine göre, işletmede olan 89 adet enerji maksatlı barajda doluluk oranı yüzde 44.5 seviyesinde bulunuyor.

haber46

Bir Cevap Yazın