Su ürünleri kanunu’ndaki değişiklikler neler getiriyor?
Su ürünleri kanunu’ndaki değişiklikler neler getiriyor?

Su Ürünleri Kanunu ’nda 1971 yılından beri en büyük ve en geniş kapsamlı değişiklik gerçekleştirildi. Avcılık ve yetiştiricilikte kuralları yeniden düzenleyen bu değişiklikler, kaynaklarımızın korunması ve geleceğe aktarılması açısından hayati önem taşıyor. Bu Kanun değişikliği neden gerekliydi, Neler getiriyor? gibi merak edilen soruların cevaplarını Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Turgay Türkyılmaz’dan aldık.

Su Ürünleri Kanun’unda değişikliğe neden ihtiyaç duyuldu?

Su Ürünleri Kanunu 1971 yılında çıkartılan bir kanundu ve bu Kanun’da değişiklik ihtiyacı bugünün ya da dünün bir düşüncesi olmayıp yıllardan beri gündemimizde olan bir konuydu. En son 2003 yılında dar kapsamlı bir değişiklik yapılmıştı. Ancak asıl değişiklik ihtiyacı 2005 yılında Kabahatler Kanunu’nun yürürlüğe girmesi sonrasında ortaya çıkmıştı. 2006 yılından itibaren defalarca Kanun değişikliği için girişimlerde bulunulmasına rağmen olumlu sonuç alınamamıştı. Yüce Meclis tarafından 6 Kasım 2019 tarihinde değiştirilen ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylanan bu Kanun değişikliği ile 1971 yılından beri en büyük ve en geniş kapsamlı değişiklik 50 yıl sonra yapılmış oldu. Öncelikle bu değişikliğe ihtiyaç duyma nedenlerimizi şöyle sıralayabilirim. Gelişen teknoloji, balıkçıların sosyoekonomik yapıları, sektörün ihtiyaçları, eski Kanun’daki hukuki boşluklar ve ülkemizin uluslararası anlaşmalarla karşılaştığı durumlar öncelikli olarak bu değişikliği zorunlu kıldı.

Advertisement

Doğal kaynakları kullanan balıkçılarımızın hangi kurallara göre avcılık yapacaklarını Bakanlık olarak bizler belirliyor ve ilan ediyoruz. Anayasamıza göre cezaların kanunla düzenlenmesi mecburiyeti bulunuyor. Dolayısıyla su ürünleri alanında bir düzenlemeyi hayata geçirmek, aykırı fiil işlenmesini önlemek için bizim öncelikle kanun hükümlerinden güç almamız gerekiyor. Değişiklik öncesinde Kanun’da yer alan eksikliklere bağlı hukuki boşluklar nedeniyle Kanun’un uygulayıcısı olan Kurumlar bu gücü alamıyordu. Bu nedenle Kanun’un ihtiyaçlar doğrultusunda acilen güncellenmesi gerekiyordu.

Diğer önemli bir sorunumuzda eski Kanun’un Kabahatler Kanunu’yla uyumlu olmamasıydı. Bu da caydırıcılığın sağlanmasının önündeki önemli bir hukuki eksiklikti. Örneğin Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale Boğazı’nda trol ile su ürünleri avcılığı yapan bir balıkçının avlamış olduğu balıklara ve gemiye el konulmasıyla ilgili yaptırımlar uyguluyorduk. Ancak bu cezalar mahkemelerden yetkisizlik nedeniyle geri dönüyordu. Bu hukuki boşlukları bilen art niyetli balıkçılar devlet otoritesini tanımamaya başlamışlardı. Yapılan değişiklikle bu ve diğer birçok sorun çözüme kavuşturuldu.

KİRALAMALARLA İLGİLİ PROBLEM ÇÖZÜLDÜ

Diğer taraftan ülkemizin gelişen ve önemli bir ihracat potansiyeli olan su ürünleri yetiştiriciliği sektöründe yıllardan beri yaşadığımız ve geçici kanuni düzenlemelerle çözülmeye çalışan, su ve su alanlarının kiralanması ile ilgili önemli bir problem bu Kanun değişikliği ile nihai olarak çözüme kavuşturuldu. Bahse konu kiralamalar 2011 yılı öncesi İl Özel İdare Müdürlüklerince yapılmakta, iller arası farklı uygulamalar ve yüksek kira bedelleri nedeniyle problemler yaşanmaktaydı. İlk defa 2011 yılında sorunun çözümüne yönelik geçici süreli bir düzenleme yapılmıştı. Bununla beraber iş ve işlemlerde aksaklık yaşanmaması amacıyla ve düzenleme hükmünün uygulamada sağladığı fayda gözetilerek bu geçici düzenlemenin yürürlük süresi bugüne kadar üç kez uzatılmıştı. Son uzatma tarihi de 2020’nin başında dolacaktı. Kanun’da yapılan değişiklik ile kiralama yapma yetkisi sürekli olarak Bakanlığımıza verilerek kalıcı bir çözüm sağlamış olduk.

DEĞİŞİKLİK OLUMLU KARŞILANDI

Bu Kanun değişikliğine balıkçılar ve STK’lar nasıl tepki verdi?

Kanun değişikliği için yola çıkmadan önce ilgili kamu kurum ve kuruluşları, bilimsel kuruluşlar, balıkçılık ve yetiştiricilik ile ilgili kooperatifler, üretici birlikleri başta olmak üzere ilgili sektör paydaşlarının görüşlerine başvurduk ve ayrıca Balıkçılık ve Su Ürünleri Danışma Kurulunda Kanun değişikliğini müzakere ettik. Sektör paydaşları genel ekseriyetiyle bu değişikliği olumlu karşıladılar ve hep destek oldular. Tabii ki her aşamada yüzde 100 bir kabul beklemek mümkün değil ancak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: bu Kanun değişikliği ile getirilen düzenlemelerden kurallara uygun, dürüst olarak avcılık yapan balıkçılarımız ile yetiştiricilerimiz korkmuyorlar ve destekliyorlar.

AYKIRI FİİLİ İŞLEMEDE ISRAR EDİLMESİNDE CEZALAR KATLANACAK

Bu Kanun’la ceza miktarları arttı. Bu cezalar hangi durumlarda uygulanacak?

Yapılan Kanun değişikliği ile mevcut 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun idari yaptırımları düzenleyen 36. maddesi ihtiyaçlar doğrultusunda ve uygulamada yaşanan hukuki ve teknik problemlerin giderilmesi ve caydırıcı olmayan cezaların güncellenmesi amacıyla yeniden düzenlendi.

Kanun’daki yazılı cezalar Kanun’a aykırı fiillerin işlenmesi halinde uygulanmakta olup bu yolla kurallara uymayanlar cezalandırılırken, kurallara uyanların da haklarının korunması sağlanıyor. İdari para cezaları gemi boyuna göre ve ayrıca aykırı fiili işlemede ısrar edilmesi halinde katlamalı olarak uygulanıyor. Diğer taraftan Kanun, iki aykırı fiil için hapis cezası da öngörüyor.

YILDA YAKLAŞIK 120 BİN DENETİM YAPILIYOR

Bu Kanun’la denetimlerin etkinliği artacak mı? Ayrıca yılda tahmini olarak ne kadar denetim yapıyorsunuz? Örneğin balık satılan bir yere ayda kaç kere denetime gidiyorsunuz?

Yapılan Kanun değişikliğiyle: cezalarda caydırıcılığın artırılması, hukuki boşlukların giderilmesi ve para cezalarının aykırılığın niteliğine göre güncellenmesi için bir takım önemli düzenlemeler yapıldı. Yapılan bu düzenlemeler ile aykırılığın niteliğine göre balıkçı gemilerine, av araç ve gereçlerine ve avlanılan su ürünlerine el konulacak, para cezaları uygulanacak ve bazı aykırı fiillerin tekrarı halinde hapis cezası uygulanarak denetimlerin etkinliği artırılacak.

Getirilen düzenlemelere uyumun sağlanmasında kontrol ve denetimler çok önemli. Su Ürünleri Kanunu’nda başta Bakanlığımız personelleri olmak üzere, Sahil Güvenlik, Jandarma, Emniyet, Gümrük personeli, belediye zabıtası olmak üzere çok geniş düzeyde kamu personellerine kontrol ve denetim yetkisi verilmiştir. Bu denetimler deniz ve iç sular, balıkçı gemileri, karaya çıkış noktaları, yol güzergâhları, işleme tesisleri, balık halleri ve perakende satış yerlerinde etkin bir biçimde yürütülüyor. Bu kapsamda her yıl ortalama 120 bin civarında denetim yapılıyor. 2019 yılı sonuna kadar da 120 bin denetim yapılması hedefleniyor. Perakende balık satış yerlerinde avcılık sezonunun açık olduğu dönemde her iki haftada bir, avcılık sezonunun kapalı olduğu dönemde ise aylık olarak denetim yapılıyor.

İSLER VE BALIKÇI GEMİLERİ ANLIK OLARAK İZLENECEK

Yapılan değişiklikle getirilen yeni düzenlemelerden kısaca bahsedebilir misiniz?

Öncellikle denizler ve barajlardaki yetiştiricilik tesislerinin su kalite parametreleri, çevreye olan etkileri, uydular üzerinden anlık takip edilebilmesi için yasal düzenleme yapılmıştır. Yeni yetiştiricilik alanları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının olumlu görüşleri alınarak Bakanlığımız tarafından belirlenecek. Çevre ve turizm hassasiyetleri göz önünde bulundurularak belirlenen alanlarda bundan sonraki süreçte yetki Bakanlık olarak bizde olacak ve yatırımcıların önündeki belirsizlik durumu da ortadan kalkmış olacak. Su kaynaklarında doğal sucul türlerin korunması, istilacı ve yabancı türlerin yayılmasının önlenmesi amacıyla balıklandırma faaliyetleri Bakanlık iznine bağlandı. Avlanılan su ürünlerinin kayıt altına alınabilmesi için balıkçı gemilerinin avladıkları ürünlerin balıkçı gemilerinin boyları dikkate alınarak belirlenen noktalardan karaya çıkarılması zorunlu hale getirildi. Yine balıkçı gemilerimizin başka ülke karasularına ve uluslararası sulara avcılık amaçlı gidişleri kurala bağlandı.

AVCILIK MİKTARI GEÇEN SEZONA GÖRE DAHA İYİ

Son olarak bu sezon nasıl geçiyor?

Bakanlığımız kayıtlarındaki balık avcılığına ilişkin veriler karşılaştırıldığında: genel olarak bu sezondaki avcılık miktarlarının geçen yıla oranla daha iyi olduğunu söylemek mümkün. Geçen yıla oranla hamsi, çaça, istavrit ve mezgit av miktarları artarken; palamut ve lüfer av miktarlarında azalma görülmekte, diğer önemli türler olan barbunya, tekir ve sardalya gibi türlerin av miktarları ise geçen yıl ile benzerlik göstermektedir.

Kasım ayı sıcak geçtiği için deniz suyu sıcaklığı da Kasım ayında yüksekti ve en önemli türümüz olan hamsi yüksek su sıcaklığında sürü oluşturmadığı için yoğun olarak av vermemişti. Bundan sonra suların soğumasıyla birlikte hamsi av miktarlarında artış bekliyoruz.
Bu sene palamut av miktarı geçen yıla oranla oldukça düşük seyretti. Ancak 2018 yılı palamut avcılığı açısından verimli bir yıl olmuş ve toplam palamut avcılık miktarı ülkemizin son 20 yıllık ortalamasının üzerinde gerçekleşerek 30 bin 924 tonu bulmuştu. Bundan sonra palamut av miktarında artış beklemiyoruz ancak havaların soğumasıyla diğer balıkların av miktarlarının artacağını tahmin ediyoruz.

Buradan son olarak derginiz aracılığıyla okuyucularınıza ve balıkçılarımıza şunları söylemek istiyorum. Balıkçılarımız, getirilen düzenlemelere uygun avcılık yaptıkları takdirde kaynakların uzun yıllar sürdürülebilir işletilmesi sağlanarak, yaptıkları yatırımların heba olması önlenecek. Gelecek yıllarda da düzenli gelir sağlayarak gerek ekonomimize gerekse insan beslenmesine ve istihdama önemli katkı sağlayacaklardır. Balıkçılarımızın, Bakanlıkça getirilen kurallara uymaları hem kendileri hem debalıkçılığımızın geleceği açısından önem arz ediyor.

Bir Cevap Yazın