Teknesini satıp keçi çiftliği kurdu

0
514
Teknesini-satip-keci-ciftligi-kurdu

Funda Özer Baltalı 5 yıl önce teknesini, deri şirketini ve evini satıp bir keçi çiftliği kurdu. Bu yıl, ABD ve Kore’ye peynir ihracatına başlayıp 8.5 milyon TL’lik cirosunu yüzde 50 artırıyor.

Funda Özer Baltalı, “Bu yatırımla İstanbul’da bir plaza satın alıp kirasıyla rahatlıkla lüks bir hayat sürerdim. Ama ülkenin üretime ihtiyacı var, bir rol model olmak istedim” diyor.

Üretim toplumu olmak gerekiyor demek yetmez, üretmek gerekir… Funda Özer Baltalı, bunu gerçekleştirebilmiş, yarattığı Baltalı markalı peynirleri Uzakdoğu ve ABD’den bile sipariş alacak noktaya getirmiş, bir ekosistemin katalizörü olarak onlarca çiftliğin sütünü ekonomiye kazandıran bir iş kadını.

Motivasyonunu şöyle özetliyor: “Baltalı markasına yaptığım yatırımla İstanbul’da bir plaza satın alıp kirasıyla rahatlıkla lüks bir hayat sürerdim, ama ben üretim yapan bir girişimci olarak rol model olmak istedim.” Seferihisar’daki çiftliğinde sabah 6’da sağımda kulakları soğuktan yara olurken o mutlu, “17 süt çiftliğinin sütünü alıp işliyorum, kendi çiftliğimdeki keçilerle yeni bir ırk yaratıyorum. Türkiye’nin geleceği tarım ve hayvancılıkta” diyor.

Funda Özer Baltalı’nın tarımla, toprakla aileden gelen bir bağlantısı yok. Babası doktor, kendisi Robert Koleji, arkasından 9 Eylül Hukuk Fakültesi’ni bitiriyor. Önce bankacılık yapıyor. Evlendikten ve kızı 2.5 yaşına geldikten sonra ise deri üretimi alanında kendi şirketini kuruyor. “Çok başarılı oldum o işte, ama fark ettim ki biz ucuz üretim ülkesi değiliz, biz tasarım ülkesi değiliz, biz kalite ülkesi değiliz… Pazarda rekabet eden bir ürünüm yok benim. O nedenle bu işi devredip keçi sütü üretimine girdim.”

Önce keçi çiftliği kurmak için Hollanda’ya gidiyor Baltalı. Bir keçi ırkı yaratması gerektiğini orada çiftlikleri gezip öğreniyor. Sonrasında evini, teknesini satıyor, deri şirketini devrederek elde ettiği parayı toplayıp 2.5 milyon dolarla bu işe giriyor. Keçi çiftliğine, süt ve peynir üretimine bugüne kadar toplam 16 milyon dolar yatırmış Baltalı.

Kendi çiftliğinde 1000 keçisi olan Baltalı 17 sözleşmeli çiftlikten de süt alıyor. Bunun çok sıkı kriterleri var; yağ oranı, antibiyotik testi, yüzde 100 keçi olduğunu gösteren testler düzenli olarak yapılıyor. Bu çiftçilerin bir bölümüne damızlık hayvan satılıyor. Baltalı burada bir Ar-Ge çiftliği gibi çalışıp tüm çiftliklere danışmanlık veriyor. Aşılama, yemler, maliyetlerin aşağı çekilmesi gibi konularda yapılan çalışmalar paylaşılıyor. “Ben, 10 bin hayvanım olsun tüm sütü kendim üretip işleyeyim gibi bir mantıkta değilim, o zaman ekonomiye hiçbir katkım olmaz” diyor Baltalı. Bir ekosistem yaratma hedefi şimdiden önemli bir yol almış. Yüksek sezonda toplam 9 bin keçinin olduğu 17 çiftlikten 12 tona yakın süt geliyor. Ege Üniversitesi’nin keçilerinin sütünü bile Baltalı işliyor. “Benim için önemli olan bu zinciri ne kadar büyütebileceğim. Çok yüksek verimli kendi keçi ırkımı yetiştirdim şimdi diğer çiftliklere model olmaya çalışıyorum, onlara ayakta kalabilmeleri için gerekli maliyet düşürme yöntemlerini de sunuyorum” diyor.

Kadınlara keçi veremedi

Süreç içinde Baltalı, kadınları da bu ekosisteme dahil edip köydeki kadınlara keçi dağıtıp onları da ekonomide üreten birer birey haline getirmeyi hayal etmiş. Ancak bu proje başarısız olmuş. “Benim babam Nazilli Devlet Hastanesi’nin baş hekimiydi. Nazilli’de büyüdüm ben, orada hep bahçeler olurdu.Kadınların bahçelerinde keçi beslediği bir modeli yaratmak istedim ama köy köy dolaşınca gördüm ki köylerimiz 3 katlı apartmanlardan oluşan, şehirlerimizin küçük bir kopyası olmuş. Baktım olmuyor, hayvan birliklerine kayıtlı hayvanlarını karısının kızının üzerine yapandan sütünü primle alma fikrini geliştirdim. Ama köy köy dolaştım, kimseyi ikna edemedim, hayvanı üzerine yaparsam beni boşar dediler, yanaşmadılar.” Baltalı markası ile bugün biri daha önce sadece Fransa’dan ithal edilen bir çeşit olmak üzere 12 çeşit peynir üretiliyor. Baltalı cam şişede Türkiye’nin geneline günlük keçi sütü satıyor. Katkısız ve koruyucu madde kullanmadan yapılan bu ürünlerin ambalajlarında da çevre duyarlılığı en üst noktada.

Baltalı’nın hedefi bundan sonra ihracatı artırmak ve yeni ürünler… Azerbaycan, Kıbrıs ve Kuveyt’e ihracat başlamış. Bir ay içinde ABD’ye peynir ihracatı başlıyor. Kore, Çin, Rusya ve Tayvan’dan talep var. “İnternet sitemizden bile buluyorlar bizi, ama ben kendim de pazar araştırıyorum” diyor Baltalı ve gelecek hedeflerini anlatıyor: “Benim amacım rakibimden çok satmak ya da onun sattığı yere daha ucuz mal verip payımı artırmak değil. Ben yapmam gereken işi özveri ve dürüst olarak yapacağım. Bu işin nihai gideceği nokta inek sütünün yüzde 5’idir. Yeter ki işimizi doğru yapıp lojistik, pazarlama ve üretim maliyetlerimizi düşürebilelim. Şimdi buna odaklanıyorum.”

Çiftçinin gözü toprağa gübredir…

Baltalı’nın çiftliği 130 dönüm. Bunun 33 dönümünde hayvancılık yapılıyor, geri kalan 100 dönüme zeytin ağaçları dikmiş Baltalı. Çiftlikte bu zeytinlerin yağı kullanılıyor. Belki ileride zeytinyağında da bir iş yapılabilir ama Baltalı önce keçi sütü ve peynirinde istediği noktaya gelmeyi amaçlıyor. Peki İstanbul’da yaşayan bir girişimci ruhun örneğin bir elma bahçesi alması başarı ile sonuçlanır mı? Baltalı yanıtlıyor:

“Ne iş yaparsanız yapın, elma ekin, ceviz ekin, ‘Ben bunu yaptığımda kime satacağım’ diye düşünmeniz lazım. Entegrasyon gerçekleşmiş mi? Benim keçi çiftliğim var, ben süt tesisi kurmasam benim çiftliğim dahil sütünü aldığım 17 çiftliğin sütünün ne olacağı belirsiz olur. Avrupa Birliği’nin tarımda zincirin finansmanı diye bir paneli vardı, orada da bunu söyledim. Üreticiden tüketiciye giden zincir tamamlanabilmeli. Ayrıca romantik nedenlerle yatırım yapılmaz. Cevizi ektiniz, birçok zorlu faktörle savaşacaksınız yıllar boyu, sabrınız var mı? Oraya gidip yaşayabilecek misiniz? Başında olmadan mümkün değil. Anadolu’da bir laf var: Çiftçinin gözü toprağa gübredir. Öyle bir an oluyor ki, öyle bir detay yakalıyorsunuz ki sizin orada olmanızın ne kadar etkili olduğunu anlıyorsunuz. 3 bin ağaç dikip başına bir adam koymak, hüsranla sonuçlanır.”

Keçinin matematiği…

– Çiftlik 2.5 milyon dolar yatırımla kuruldu. Üretim tesisi ile birlikte toplam yatırım 16 milyon dolar.

– Toplam 50 personeli var.

– 5 yıl önce kurulan Baltalı her yıl katlanarak büyüdü. İlk satışa çıktığı yıl 2011, ciro 600 bin TL. 2012’de ciro 2.8 milyon TL’ye çıktı. 2013 cirosu, 8.5 milyon TL. 2014 hedefi ise 12 milyon TL.

– 1 kilogram keçi peyniri yaklaşık 7 litre keçi sütünden yapılıyor. Soğutulmuş keçi sütünün litresi 2.10 kuruş. Yani 1 kg. keçi peyniri 15 liralık sütle yapılabiliyor.

– “Hayvancılıkta 3 yıl yatırımı cebinizden finanse edersiniz. 3-5 yıl arasında yatırım kendini çevirir, 12 yılda çok çalışırsanız koyduğunuz parayı geri alma hedefiniz olabilir” diyor Baltalı.

Çalışan kadının telafi edilmez pişmanlığı…

“Bu iş nedeniyle çok parasız da kaldım. Çiftliği kurmak için teknemi sattım, evimi sattım, eskiden 10 harcıyorsam şimdi 1 harcıyorum. Ama hiç pişmanlık duymadım. Aracımı satıp şirket arabasına geçtim, süt kamyonuyla havalimanına gitmişliğim var. Neyi tercih ettiğinize bağlı… Ben kızım için ve gelecek nesiller için bir şeyleri doğru yapabildiğim için mutluyum. Gelecekte kimse taktığı mücevher ya da pahalı arabasıyla hatırlanmayacak. Fark yaratabilmek çok önemli. Burada tek pişmanlık çocuklarınıza ayırdığınız zamanla ilgili olabilir. Kızımın doğum günü bugün ve yanında değilim şu an, benim için en büyük fedakarlık bu. Çok yoğun çalıştım ama çocuğumun tek bir toplantısını bile kaçırmadım.”

haberdunya

Bir Cevap Yazın